İkisi de ağır adımlarla
indiler bodrum katındaki daireye. Asansörsüzdü bina. Üst katlarda olsaydı
vazgeçebilir, geri dönebilirdi adam. Yorgundu ikisi de. Bütün gece
uyumamışlardı. Her ne kadar farklı sebeplerden olsa da. Bitkindiler. Ölüyorum
diye düşünmüştü adam o gece. Hafızasındaki her şey birer farede vücut bulmuş cesedini
kemirmişlerdi tüm gece. Kadının da çeşitli hayvanlar yalamışlardı vücudunu gece
boyu öpmek adı altında. Yorgunlardı yani. İçeri girdiler. Umarsızca çantasını
bir kenara fırlatırken kadın adamın girişte öylece kaldığını fark etmemişti. Gelirken
birçok şey düşünmüştü hakkında. Yarıda kesiliyordu cümleleri, uzun cümleler
kuramıyordu kemirgenlerden arda kalan beyniyle. Önce bir yeni yetme diye
düşünmüştü hakkında. Sabaha karşı cesaretini toplamış ve aramıştı onu. Bilmiyordu
oysa sabaha kadar şehrin tüm arka sokaklarını dolaştığını. Sonra fikri sürekli
değişmişti. Evlenmeden önce provaya gelenlerden biri olduğunu düşündü.
Müstakbel eşleri gelinlik provası yaparken onlar yatak provaları yaparlardı. Onlardan
biri de değildi. O delikanlılardan biri olduğunu da düşündü. Çevrelerindeki tüm
dişilerden kendilerini sorumlu sayan, fahişe olmasınlar diye üzerilerinde terör
estiren ama ilk fırsatta kendilerini fahişelerin kollarına atan delikanlılar. Aslında
kendi açısından böyle olması daha iyiydi. Onlar olmasa nasıl para
kazanabilirdi. Bu onlardan da değildi. Bir tuhaflık vardı bu adamda. Yol
boyunca da çok konuşmamıştı zaten. Eve girdiğin de ise boşluğa takılıp kalmıştı
bakışları. İçindeki pınarlardan nehirler doğmuş, çağlayanlara dönüşüp seller
çıkarmıştı. Geride bir şey bırakmamıştı. Bakışların bir çıkarım yapılamıyordu
yani. Evine çağırdığı nadir müşterilerinden biriydi aslında kendisi farkında
olmasa da. Özel bir yanı yoktu. Sadece birkaç gündür fazla mesai yapıyordu. Paraya
ihtiyacı vardı ve gerekli olanı aşağı yukarı tamamlamıştı. O aradığında eve
dönüyordu. Bir iki gün dinlenmeyi ve kendine biraz zaman ayırmayı planlamıştı. Aralarındaki
münasebetin nedeni ortadan kalkınca adam gidecek, sıcak bir duşun ardından önce
rahat bir uyku çekecekti.
Bodrum katında çok
farkına varamasalar da güneş ufuktan göz kırpmaya başlamıştı. Tüm çabalarına
rağmen pencereyi tam kapatamamış perdenin aralarından kaçamak bakışlar
atıyordu. Memur ayakkabıların geçiş töreni başlamamıştı daha. Biraz hassas bir
insan, en azından ruhu kabuk bağlamamış biri kendini kötü hissedebilirdi bu
evde. Günün belli saatlerinde üzerinden geçmeleri gerekiyormuş hissi yaratırdı
ayak sesleri. Evi kiralarken çok da umursamamıştı bu yanını. Zaten daha çok
gündüz uyuyordu. Biraz karanlık olması işine de geliyordu. Karşısındaki ise
ayakta duran bir ölü gibi hala orada duruyordu. Farklı bir boyuta geçmiş gibi,
çevresinde olan bitenden habersiz duruyordu. Aklında geçenleri merak etmeye
kimse engel olamazdı. Kadın da merak ediyordu aklından geçenleri yolda gelirken
bu tuhaf adamın numarasını nereden bulduğunu merak ettiği kadar. Hiçbir
müdahalede bulunmasa uyandığından onu yine böyle bıraktığı gibi bulacağına neredeyse
emindi. Orada değildi. Birisinin bir adım atması gerekiyordu. Onu beklerse uzun
süreceğini düşündü ve yanına gitti. Boynundan öpmesi ile dünyamıza geri döndü
adam. İdrak etmeye çalışır gibi gözlerini gezdirirken ekseni etrafında
kırmızıya boyanmış dudaklar ve bebeklerine maskeler takmış gözler gördü. Dünyaya
yeni gelmiş biri gibi daha tam kavrayamadan elinden tuttu adamın ve onu başka
bir gezegene sürükledi. Sürüklenirken göze batan değişikliklere sebep oldu terk
etmek üzere olduğu gezegende. Ayağı halının kenarını kaldırmış, bacağının
sürttüğü sehpadaki örtüyü kırıştırmıştı. Annesi orada olsaydı bir fahişeyle yatmak
üzere olmasından önce örtüyü bozdu diye söylenirdi arkasından.
Kadın odaya
girdiklerinde adamı hemen girişe bırakmış soyunmaya başlamıştı. Direk olarak
zemine konmuş çiftli dağınık bir yatak ve hemen arkasında büyük bir ayna ve
hemen karşısında soyunan bir kadın vardı. Aynanın büyüklüğü dikkatini çekti
önce. Kapıdan itibaren dikkat etseydi evin birçok yerinde ayna olduğunu fark
eder bu ayna daha dikkat çekici olabilir ve sebebini merak edebilirdi. Birden
hatırladı neden orada olduğunu. Buraya gelene kadar geçtikleri sokakları,
basamakları ağır ağır inişlerini, kenarını kaldırdığı halıyı ve kırıştırdığı
örtüyü, annesini. İnsan hafızası tuhaftı işte. Dikkat etmese de her şeyi kaydediyor
geri gitmek istediğinde ise tüm yolu önüne seriyordu. Algısı açılmıştı o an. Aslında
istediği farklı bir şeydi ama bunu kadına nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Sonuç
olarak fahişe olan bir kadın ve onu arayan bir adam aynı odada bulunuyorlardı.
Yerine getirilmesi gereken formaliteler vardı. Sonra bu konudan söz açabilirdi
belki.
Kadın da çok detaylara
düşünmedi soyunurken. Çekmecedeki kondomlardan birini aldı ve adama yaklaştı. Boynundan
olmak üzere öpmeye başladı dudağındaki tüm ruju adamın bedenine bırakarak. Onu
yatağa çekmek istedi ama çekecek bir gömlek yakası gelmedi eline. Saçları
arasında gezinen eli umduğunu bulamayınca aşağıya doğru seyretti. Elinden tuttu
yine. Aynı yumuşak üslupla yatağa çekti onu. Adamın boynunun sağındaki kırmızı
izlere takıldı gözü bir an. İzlere bakılırsa dudağındaki tüm boyayı geçirmişti
oraya. Bunun iyi olduğunu düşündü. Kimisi öpüşürken ağızlarına gelen ruj
tadından hoşlanmazdı. Kendilerini vücutları ve zemin arasındaki boşluğa
bırakırlarsa somasız yatak sert gelebilirdi. Yavaşça uzandılar üzerine yatağın.
Dudakları kenetlenmişti, sadece arada nefes alabilecek kadar boşluk
yaratıyorlardı. Hızlı ve seri nefesler. En azından sevişmek için hayatta
kalmaları gerekiyordu. Vücutları gerek yataktan gerekse birbirlerinden dolayı
soğuk hissettiler en başta. Isılarını dengeledikten sonra dudakları gibi boşluk
bırakmayacak şekilde birbirine dolanmıştı. Sırtüstü yatan kadının göğüsleri
yayıldığından aralarında pek de bir engel oluşturmuyordu. Yataktaki tek yabancı
cisim kadının elindeki hala paketi içinde duran kondomdu. Hem saat itibariyle
çok ses çıkaramazdı hem de boğazı ağrıyordu biraz. Tüm gece orgazm taklidi
yapmıştı. Adamın boynunun rujsuz tarafında dudaklarını gezdirirken kasıklarında
bir hava akımı hissetti. Kasıkları aralanmıştı biraz. Elindeki paketi adamın sırtında
boynundakilerle uyum içinde olan küçük çizikler yapacak şekilde gezdirmeye
başladı. Adam fark etmedi. Mümkün olduğunca hızlı bir şekilde formaliteleri
halletmek istiyordu. Yorgundu, uyumak istiyordu. Kulağında fısıltı duydu bir
an. Kadının elinden paketi aldı ve doğruldu dizleri üzerinde. İki vücut
arasında kalmış kutsal asaya geçirdi geciktiricili olmadığını umarak. Kadın da
geciktiricili olmadığını bilerek kısa süreceğini düşündü. Uyumak istiyordu
kadın. Tüm enerjisini topladı adam ve kadının en bakir olmayan koyunda gelgitlerini
hızlandırdı. Kuvveti beline mi yoksa kadının göğüslerinin yanında birer direk
gibi duran kollarına vereceği konusunda ikilemde kaldı önce. Kollarını kadının
koltukaltlarından geçirip omuzlarından çıkardı parmaklarını ve tüm kuvvetini
gelgitlere verdi. Tüm vücudunu saran bir kasılma ile gelgitler durdu. Kadın da
geriye kalan son enerjisini kullanarak üzerine çöken vücudu kenara iterken dün
gece yaptığı duş alıp yatma planının duş kısmını iptal etti. Kadın bir süre
konuşmadı ama ne zaman gideceksin der için göz ucuyla seri nefes alıp veren
bedene baktı kafasını kaldırmak için seferber ettiği boyun sinirleri ve biri
yarıya kadar açık gözüyle. Güneş doluyordu pencere kenarındaki boşluktan ve yarı
açık olan gözünden içeriye. Boynunu da yanan gözünü de daha fazla tutamadı.
Bıraktı aradaki mesafenin azlığına güvenerek boşluğa. Adam gitmesi gerektiğini
biliyordu ve kadının ona baktığının da farkındaydı. Onun sormasını beklemedi.
Biraz uzanıp sonra gideceğini söyledi ama cevap alamadı. Konuşmak istedi. Bir
şeyler anlatmak istedi kadına. İlgisini çekmeyecek ve onu uykuya itecek bir
şeyler. Zaten ne söylese aynı umursamaz tavırla dinleyeceğini biliyordu. Boşalmasını
biraz daha geciktirip onu son enerji damlasına kadar tüketmeyi düşünmüştü. Böylelikle
daha kolay uykuya dalardı. Buna gerek yokmuş demek ki. Adamı içine sürüklediği
gezegenle bağlantısı kopmak üzereydi. Kadına baktı. Adını sormamıştı, nasıl
hitap edeceğini düşündü. Sırtüstü uzandı yine tavan baktı öylece. ‘Bir rüzgar vardı dün gece. Kapıya, pencereye bir alacaklı gibi dayanmıştı. Bağırır
gibiydi’ diye mırıldandı. Anlatmak istiyordu. Dudaklarının arasından kaçanların
kadının uykusunu da alıp gideceği aklına gelmezdi.
Usulca doğruldu yerinden.
Ses çıkarmamaya çalıştı elinden geldiğince. Sokaktan gelip geçen seslere de
lanetler okudu içinden. Kadının ürpermiş omuzlarına çekti yüzde yüz pamuktan mavi
pikeyi. Yavaş adımlarla tuvalete gitti. Kurumaya yüz tutmuş nesliyle dolu
plastiği çıkarıp attı. Aynı sessiz adımlarla geri döndü. Kadın gözünü açmadan
ne yaptığını tahmin etmeye çalışıyordu. Giyinip çıkacağını düşündü. Adamın
adımları sessizdi, uyuyan birini uyandırmazdı ama uyumayan birinin aklında da
birçok ihtimal doğurabilirdi. Adımlar yatağa doğru yaklaştı ve etrafında
gezinip usulca yatağın içine girdi. Gitmeyeceğini anladı.
İkisi de bir süre daha
uyumadılar. Kadın ne yapacağını merak ediyor adam ise kadının derin bir uykuya
dalıp dalmadığından emin olmak istiyordu. Kadın teninde hissetti ellerini.
Sarıldı ona adam ama bu dokunuş biraz farklı geldi kadına. Sevişirken dokunduğu
gibi değildi. Soğuğun sıcaklığı yayıldı tenine. Bunu fırsat bilip kafasını
diğer tarafa çevirdi. Gülümsemesini saklamak için.



