18 Mart 2012 Pazar

Masal...


Yavaşça attığı adımları bir bankın önünde durdu. Güneşin ellerini alabildiğine uzattığı bir gündü ve ne yaparsa faydasızdı. Kurtulamazdın ansızın bedeninin saran kollarından.  Fazla da direnmedi, yüzeysel bir durum değerlendirmesi sonunda halkının kıyıma uğramasındansa onurunu yitirmeyi göze alan bir komutanın şahsına ait mağrurluğuyla teslim oldu ve kendine bankın boyalı kucağına bıraktı. Uzanmış eller yüzüne ulaştı ve gevşek bir tebessüm yaydı dudaklarının çevresine. Yakınlardaki bir diyalog geldi kulağına. Bir kadın sesi; ‘Bugün bir iki kilo vermişimdir’ diyordu. Ona bir başka bir kadın sesi karşılık verdi; ‘Hakkaten, bugün yeterince yürüyüş yaptık’ Bakışlarını seslerin geldiği yöne doğru çevirmesiyle kan beynine sıçradı. Mendilinin altındaki kuşu yokeden bir hokkabaz gibi kaybetti yüzündeki tebessümü. Yanında biri olsaydı, kuşun nereye gittiğini merak eden bir çocuk gibi şaşkın bakardı yüzüne. Kendisi de bilmiyordu tebessüm nereye gitti. Tek fark o tebessüm geri getirilemeyecekti artık. Yüzünü döndüğü tarafta neredeyse enleri boylarına eşit iki organizma gördü. Hayli gelişmiş organizmalardı. ‘Bu hale gelene kadar aklınız neredeydi!’ diye mırıldanarak adımlarının dizginlerini saldı.
Parkın derinliklerine doğru yürümeye başladı. Canı sıkkın olduğunda yaptığı gibi daha önceden yaşadıklarını başkaları yaşarken görmek onu keyiflendirirdi. Tıpkı bir tohumdan fide, fideden de meyvenin olması gibi, bir süreç takibi. Sanki bir kabahat işliyormuş gibi kuytulara sığınmış aşıklar her güzel şeyin bir sonunun olduğundan habersiz adına gelecek planları dedikleri hayallerini inşa ederlerdi. Harçlarına öpücükler karıştırırlar ve hiçbir zaman malzemeden çalmazlardı. Heyecanları da bundandır. İçlerindeki çocuk hala hayattadır. Olgunlaşmak adına öldürmemişlerdir içlerinde çocuğu, heyecanlarını. İnsan büyüdükçe acımasızlaşır, gözünü kırpmadan öldürür. Adı olgunlaşmaktır cinayetin, faili her zaman ki gibi meçhul.
Bugünlerde keser yolunu eski kişisel hikayeler ve böyle olmadık zamanlarda akla gelir zaman aşımına uğramış davalar. Bir hayaletle kavga etmek gibidir. Savur yumruklarını, üzerine atıl. Hikaye giderek daha da soyutlaşır, peri masallarına dönüşür. Zamanı kontrol edersin gece yarısına ne kadar var diye tutunacak bir örgü saç ararken. Kurbağa öpmeye de razısındır. Köşeye sıkışmış gibi hissettiğnde cüceleri beklersin yardımına koşsunlar diye. Farkına varmazsın sonu gelmez. Sen de dahil herkes üçüncü şahıs olmaya başlar sen masalın sonunu ararken.
Güneş birden çekmişti ellerini yüzünden. Ağlamasına ramak kalmış bir küçük çocuk gibi ürperdi teni. Geri geri adımlar atarak gitti güneş. Bulutlar mani olmazsa yine geleceğim der gibi göz kırptı ufukta kaybolmadan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder