Günlerden bir gündü. Adının
bir önemi yok, herhangi biri işte. Hepsi aynı ve zaten topu topu yedi tane
vardı. Sanki ömür bir haftadan ibaretti. Her şey bu yedi günde oluyor ve gerisi
ise sadece tekrardan ibaretmiş gibi. Bir çarşamba günü. Daha önce de
çarşambalar oldu salılardan sonra ve gün gibi aşikar ardından perşembenin
geleceği. Adını duyduğunda bile öncekilerden kalanları anımsatıyordu ona. Bu
sebeptendi belki de her pazartesiyi buruk yaşardı kendi kendine. Bir pazartesi
günü. Onun üzerinde farklı bir şekilde gösteriyordu kendini pazartesi sendromu.
Bir bardak suydu içinde alevsiz yangınlar çıkaran. Duvara çarparak yüzüne gelen
bir toptu vücudunu en uç noktalarına kadar sızlatan. Yüzünde patlayan bir
tokattı, bir kerede olgunlaştıran. Bir bardak su, bir plastik top, bir tokat. Birçok
manaya gelebilirdi pazartesi. Ve okul, o
hiç sevmediği yer. Sivrilen, parlak zekaların yontulup standarda indirgendiği
yer. Söyleneni yaptığında, makineleştiğinde ve mantık vasfını yitirdiğinde
sıkıntı yaşanmayan yer. Söylenenler doğruydu, aksini iddia etmenin imkanı pek
bulunmazdı. Altı katlı bir beton yığını fabrika, evrimini tamamlayamamış bir ülkeye
sadık vatandaşlar üretiyordu. Doğrular ve yalnışlar vardı. Nedenleri ise
genellikle çelişkili. Duvarlarını ne kadar sıcak renge boyasalar da üşütüyordu
insanı. Tam anlayamadığı bir sebepten dışarı gönderilmişti yine yalnızlığının
ısınma turlarını atması için. Farkında olmasa da yakında oyuna dahil olacaktı. İlk
o an hissetti beynindeki tırtıkları varlığını ve giderek büyüdüğünü birgün
kadınları sakalından daha fazla rahatsız edeceklerini bilmeden. O zaman
farketti hergün yanında geçtiği parmaklıkları. Demirden, soğuk ve paslı
parmaklıklar. Ne tarafa dönse onları görüyordu. O perdenin kalktığı anlardan
biriydi. Zıııırrrrrrr...! İrkildi birden. Bahçeye mavi bir dalga vurdu. Her
tarafa yayıldı. Beraberinde uyarılar, direktifler, komutlar getirdi. Artık tek
gördüğü beton, demir ve maviydi. O günden sonra her zaman bir şeyler eklemeye
çalıştı üzerindeki maviye. En azından 1987 üretimi serinin numunelik bir modeli
olarak, ufak da olsa yanında oturan Serkan’dan bir farkı olsun istedi.
Serkan’ın da böyle düşünmesini çok isterdi, Mert’in yada Hakan’ın da. Kışın
habercisi olan bir sonbahar havası sardı bahçeyi. Bir rüzgardır esti, dalında
sarardı yeşil. Tüm maviler buz oldu gözünde. Mavi, tırtıklı ve sarı bir kar
tanesidir tenine konan. Pazartesileri soğuktur.