Birden
fırladı yerinden sanki uzun zamandır düşündüğü sorunun cevabını bulmuş gibi
heyecanlı. Farketti ki, ne bir şey bulduğu vardı ne de bir sorgulamaya son
noktaya koymuştu. Gayri-ihtiyari bir hareketlenmedir olmuştu, önemli bir şey
yoktu. Yavaş yavaş kendine geldi, etrafını algılamaya başladı ufak ufak
parçalar halinde. Önce şaşkın bir ifade bürüdü yüzünü, gerildi yüz hatları.
Sonra gevşedi, bir rahatlama hissi aynı hatlarda bir devam filmi gibi. Ani
yükselişinin aksine sakin bir şekilde yerine oturdu. Güneş dünyanın sınırlarını
kırmızıya boyamıştı bile. Yine fırladı yerinden kurulmuş bir oyuncak edasıyla
ve ahşap; ne varsa içeri davet eden pencerenin kenarına dayandı. Destek arar
gibi bir hali vardı. Artık tek başına durmakta zorlandığını hissetti. Gençlik
yada yaşlılıkla alakası yoktu. Dışındaki dünyayı seyre daldı dayanacak bir şey
bulmuşken, zamanını değerlendirmek istedi belki de. Dışarıdan bir başkent
soğukluğu doluyordu içeriye, aldırmadı. Bir sigara yaktı, derinlere doğru bir
nefes çekti. Olması gerektiği gibi akıyordu dışarıdaki hayat, kuralları
dahilinde. Atılan adımlar gayri ihtiyari ama düzen çerçevesinde; kırmızı
yandığında kendinden duruyor adımlar. Bakışlarda içgüdünün saflığı ama aynı
kavşağın ışıksızlığında sürücünün temkinli davranışları; çatık kaşların sebep
olduğu tek ölülü kazalar. Kendini canlı bir varlık zanneden bir androidin teki
insan işte. Kurallar virüs muamelesi yapar duygulara, engellenirler. Kodları
kırılamaz. Toplumda yaşamanın telifidir. Üretici anonimdir ve her hakkı
saklıdır.
Bir çift insana takıldı gözleri. Alnındaki gerilme ve
gözlerinin odağındaki keskinleşme zamanın aynı diliminde gerçekleşti. Erkek
olanın aklından neler geçtiği ya da söylemek istedikleri kesin ve açıktı. Kadın
ise daha çok hamlelerini karşıdakinin hareketketlerine göre düzenlemek ister
gibiydi. İstediği bir adımı görmesi durumunda ya kayıtsız kalacak ya da bir
adıma iki adımla karşılık verecek. İki tarafta da bir gerginlik gözleniyordu
bariz ve ufukla simetri yaratmak ister gibi; yüzlerde kızıllık, gözlerde ışık.
Birindeki kararsızlık diğerindeki belirsizlik aynı. Yüzlerindeki sebepsiz
gülümsemeler, fazla yakınlaşıldığında artan kalp ritmi, beyinlerini işgal eden
tek bir düşünce ve türevleri; dudaklarını birleştirmek, bedenlerini birbirine
dolamak, Salmakis olmak. İnsan ve en büyük düşman muamelesi yaptığı doğası. Her
cinayetin tek şüphelisi ve göstermelik bir sorgudan sonra tek suçlu; sabit ve
kadrolu. Bir virüs ve alt türleri.
Bir çift insancık görüyordu sadece, virüse karşı mücadele
eden. Tutku diyordu kimi adına, kimi takıntı, kimi de aşk. Hepsi de bir çeşit
hastalıktan bahseder gibi söylemler. Belki de haklılar. Duyguların talep
ettiklerini fiziğin imkanları karşılayamıyordu. Hayallerin sınırsızlığına
eşitlenemiyordu dünyanın sundukları. Genelde bitsin ister insan, nihai bir
şeyler bekler sabırsızca. Önce bir son ister, sonra yeni bir başlangıç. Belki
de insanın sonsuzluğu talep ettiği nadir zamanlardandır bu anlar. Ama virüstür.
Kendisi de dahil her şeyin bir sonu olduğu bir gezegende sonsuzluğu arzulamak
kimin haddine. Günlük hayatı sekteye uğratır, düzen bozar, bencilleştirir.
Görüşü düşürür kanında yayıldıkça; caddelerin yanıp sönen kırmızısı görünmez
olur. Ayakların imkanını bulsa ayrı ayrı yerlere gitmeye dünden razıdır. Bu
yüzdendir yürürken yalpalamalar. Vücudun parçaları bağımsızlıklarını keyfini
çıkarırken seninki bir çeşit dar ağacı yürüyüşü. Bütün dikkati bir noktaya
odaklarken, düşünceleri kısırlaştırır. Fikirler güncelliğini yitirir. İlk
kıvılcım dedikleri anda kalırsın ister istemez. Hayatındaki sekteler çoğaldıkça
bir iç savaştır başlar vücudunun sınırları dahilinde. Bir tarafın istedikleri
diğeri için cinayet sebebi bir küfür. İkilemler yaşarsın, hangi tarafı
tutacağını şaşırırsın. Saçmalamalar eklenir ayaklarının yalpalamalarına. Bazen
farkında olmazsın ama aradığın tek bir şeydir. O ana kadar elde etmek için
uğraştığın her şeyi bir hamlede bitirebilecek kadar sakıncalıdır. Sana yaşayan
bir varlık olduğunu hatırlatacak kadar da büyülü hissedersin damarlarındaki
hayat sıvın kendi rekorlarını üst üste kırarken. Ulaşmaya çalışmak işin
başlangıcıdır, asıl mesele elde ettiğinde başlar. Bilmezsin ama öğrenirsin. Ne
de olsa tecrübe etmek en güzel ama acı yoludur öğrenmenin. Öğrenirsin
nihayetinde. O zaman görürsün oyunun ikinci perdesini. Başka hiçbir şeyin önemi
kalmaz. Kar kaplar tüm tarlalarını, hayatı ifade eden bir tek kardelenler kalır
hayatının kırlarında. Gerisi, sonsuza kadar beyaz.
Hep böyle olurdu. Yalnızca hafızasının bir kenarına
attığı bir şeyi hatırladığı zaman çıkabilirdi saplanıp kaldığı ve giderek dibe
battığı düşüncelerinden. ‘...aklının
diğer tarafında uyur hep. Kalbindeki kuraklık artınca uyanır sadece. Gözlerini
araladığında yağmurlar başlar düşüncelerinin tarlalarında. Ruhun çiçek açar,
bahar gelir ilk damla düştüğünde; bir anda’
diye tabir etmişti o, adını hiç hatırlamadığı. Yazmış sadece, ne isim ne
de bir takma ad kondurmamış.
