Düşünmek...kasılıp gevşemekten
karıncalar doğurur beynin sinirleri, sonra rahatlama hissi...İnsanı diğer
canlılardan ayıran özellik demişler, düşünmek. Evet, düşünmek ayırır seni
diğerlerinden,geri kalanlardan. Onlar yaşarlar, sen ölürsün. Düşünmek ölümü de
beraberinde getirir. Kaçınılmaz. Kafanın içinde her geçen gün artan karınca
nüfusuyla ölmek. Kemirirler içeriden, dışarıdakiler de pervasızca saldırırlar.
Kuşatılmışsındır, teslim olmak işe yaramaz. Zehirlenmişsindir ve yok edilmen
gerekir. Başkalarına bulaştırmadan bu bulaşıcı olmayan zehri. Evet bulaştıramazsın, sadece zaten zehirli
olduklarının farkına varmalarını sağlarsın. Düşünce farkındalığı yaratır.
Farkında değilsen sorun yoktur aslında. Sıradışı, acayip yada ilginç biri
olarak sınıflandırılırsın. Neden sıradışı, acayip yada ilginç olduğunun farkına
vardığında bir rüzgar eser ve tüm toz tabakası uçar, perde kalkar. Karıncalar
doğar, çoğalır. Ölürsün.
Düşünemek...Kimi taraf olmaktır
der, kimi bertaraf.Taraftarı olduğun düşünmeni istemez, düşünürsün yine
dışlanırsın.Organizma kusar seni içinden, rahatlar. Sen büyümeden öldürür seni,
sen organizmayı ölüme sürüklemeden yavaş yavaş.Hiçbir taraf kusursuz değildir.
En güzel çözüm yolunun sentez olduğunu teoride kabul eder ama pratikte
reddeder.Doğa kanunudur çatışma. Çatışma olmadan varlığını sürdüremez. Sen
sentez ile tarafların güzelliklerini, doğruluklarını birleştirmeye kalkarsan
doğa seni kusar. Kıskançtır çünkü. Şirkten haz etmez, ikinci bir kusursuzu
kaldıramaz. Seni var edene karşı gelmiş olursun, şeytan olursun. Tanrı da
sevmez ikinci kusursuzu. Çatışma çıkar, savaşlar olur. Ama yalnız sen ölürsün.
Hiçbirşey değişmez, tezle antitez kucaklaşmaz. Sen öldüğünle kalırsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder