Güneş tüm gezegeni kucaklamak
ister gibi olabildiğince açmıştı kollarını. Bunu gören insancıklar
dökülmüşlerdi evciklerinden. Şehrin damarlarında akıyorlardı. Bugün haddini
zorluyordu şehir. Yoğunluktan hayat durma noktasına geliyordu bazen. O anlarda
herkesi öldürebilirdi ama küçük donmalar dışında problem çıkmadı. Canlıydı.
Biraz daha çabalarsa gezegendeki yerini bile değiştirebilirdi.
Binaların duvarlarından ve bunun
gibi bir sürü engeli aşıp gelmiş bir grup kol camın saydamlığından yararlanıp
masadaki çayların sıcaklığını görülebilir kılıyorlardı. Bir süre bilindik
diyalogları seslendirdiler masadaki eril ve dişi kişiler. Bundan dolayıydı ilk
bardakları çabuk tükenmişti. İşlevi yitirmiş ağızlarına hareket
kazandırmışlardı. Çay da içecek olmanın yanında ikinci bir işlev kazanmıştı
sayelerinde. Masadaki dişi kişi dün akşam aklına takılanlardan kalan
kırıntıların tekrar filizlenmesine seyirci kaldı. Filizler dallanıp
budaklandılar, ağzından çıkıverdiler.
-Sence binlerce yıl önce insanlar
bu bilgilere nasıl sahip olabildiler?
-Hangi bilgilere?
-Mesela, maya mıydı baya mıydı
bilmiyorum ama taa ne zaman yüzlerce yıllık takvim yapmışlar. Nasıl başarmışlar
bunu?
-Bilmem.
(Biraz daha düşünse beyin
kıvrımlarındaki pasları sökebilirdi. Karşısındakini daha tatmin edici bir cevap
verebilirdi. Ne önemi vardı bunların, sadece biraz temiz hava almak,
karşısındaki dişi ile biraz vakit geçirmek istemişti. Evinden çıkarken kendine
en çok yakışan elbiselerini giymiş, biraz dolaşır bir şeyler içeriz. Sonra da
sinemaya gider yada kuytu bir yer bulup biraz sevişiriz diye kurgulamıştı
kafasında)
-Bence çok ilginç. Dedi
karşısındaki eril şahısla alakasız bir yere dalmıştı gözleri.
(Aslında onun da pek umursadığı bir konu
değildi. Sadece dün akşam yemeğini biraz geç yemişlerdi. Genelde akşam
yemekleri haber bülteni saatinde yenir ve memleket meseleleri üzerinden demler
vurulurdu. Ana habere konu olabilecek üçüncü sayfa trajedilerden ders çıkarılırdı.
Ama dün akşam farklı bir akşamdı. Ana haber bülteni çoktan bitmişti sofraya
oturduklarında. Kanallar arasındaki seyahati karısının söylediklerine dikkat
kesilince televizyon da belgesel kanalında kalmıştı. Hane reisi ve dişisi
arasındaki konu pek dikkatini çekmemişti. Haberler kaçınca konu mahalle ve aile
için gündem maddeleri olunca havada kalan dikkatine televizyon talip olmuştu.)
-Neyse işte. Hadi gidelim biraz
dolaşalım. Bak hava çok güzel. Dedi eril kişi.
Karşılıklı anlaşma sonucunda
çıkıp sokakta akan kana karıştılar. Eril kişi kabataslak kurguladığı programı
uygulamaya niyetliydi. Adımları atar damardan kılcal damarlara doğru
yönlendirdi. Dün akşam o güne dek evdeki en uzun seyir süresine ulaşan kanal
ise diğerleri arasında köprü vazifesine geri döndü. O istisna akşam dışındaki
ortalama bir buçuk saniye izlenme oranını korudu. Halbuki dişi kişinin
yaşadıklarının tek sorumlusu hane reisinin eve geç gelmesine sebep olan
çocukluk arkadaşıydı. Evine davet etmesine rağmen gelmek istememişti. Birbirini
tetikleyen anılar ayaküstü oyalamıştı ikisini de. O da istemezdi böyle olsun,
bilseydi hemen bir misafirlik organize edilirdi yada telefon numaraları
alınırdı aranmamak üzere. Kimsenin hayatını sekteye uğratmaya hakkı yoktu, o ne
olduğu belirsiz mayaların bile…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder